Yaşam Hakkı Yargılanamaz

208

Basına ve Kamuoyuna
Türkiye’nin belirli bölgelerinde kanserden ölümlerin dünya ortalamasının üzerinde olması sebebiyle Sağlık Bakanlığı tarafından toprak, su ve gıdadaki kirlenmenin araştırılıp raporlaştırılması için 2011-2016 yılları arasında bir dizi akademisyen görevlendirilmişti. Görevlendirilen akademisyenlerden birisi de yakından tanıdığımız ve hayatındaki en önemli önceliği, halk sağlığı ile gıdanın ekolojisi çalışmalarına veren Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde Yrd. Doç. Dr olarak çalışan Bülent Şık idi. Araştırmaya konu olan kentler Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne iken, havzalar Ergene ve Dilovası’ndan oluşuyordu. 22 Kasım 2016’da çıkarılan 677 sayılı KHK ile görevine son verilen Bülent Şık, daha sonra da çalışmalarına devam edip, halk sağlığını ilgilendiren nişasta bazlı şeker, obezite, su ve gıdadaki zehirlenmeler üzerinden akademisyen titizliğiyle, seminerler vermeye ve basında bunları açık yüreklilikle yazmaya devam etti.
Yaptığı çalışmalar ve uyarıcı yazıları sebebiyle toplum ve devlet tarafından ödüllendirilmesi gereken Şık’a tam tersine Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Türkiye’yi kanser eden ürünleri devlet gizledi, biz açıklıyoruz! İşte zehir listesi” başlıklı yazı dizisi nedeniyle ve Sağlık Bakanlığı’nın talebiyle dava açıldı. Ve şimdi bu davanın ikinci duruşması 30 Mayıs’ta İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Bülent Şık birinci duruşmada yaptığı savunmasında: “Bir bilim insanı şirketlere veya kurumlara değil öncelikle topluma karşı sorumludur. Çünkü toplumun sağlığı ve geleceği şirketlerin ya da kurumların kısa vadeli çıkarlarına emanet edilemeyecek ölçüde önemlidir.” Diyerek halk sağlığı etiğinin, bilim insanı sorumluluğunun ve toplumsal adalet anlayışının ne olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyordu.
Bizler Antalya’da yaşayan ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin üyeleri olarak asıl yargılanması gerekenin bu bilgileri uzun süredir halktan gizleyen Sağlık Bakanlığı olması gerektiğini düşünüyor ve toplum vicdanını zedeleyen bu yargılamaya derhal son verilmesini talep ediyoruz.

Türkiye’nin belirli bölgelerinde kanserden ölümlerin dünya ortalamasının üzerinde olması sebebiyle Sağlık Bakanlığı tarafından toprak, su ve gıdadaki kirlenmenin araştırılıp raporlaştırılması için 2011-2016 yılları arasında bir dizi akademisyen görevlendirilmişti. Görevlendirilen akademisyenlerden birisi de yakından tanıdığımız ve hayatındaki en önemli önceliği, halk sağlığı ile gıdanın ekolojisi çalışmalarına veren Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde Yrd. Doç. Dr olarak çalışan Bülent Şık idi. Araştırmaya konu olan kentler Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne iken, havzalar Ergene ve Dilovası’ndan oluşuyordu. 22 Kasım 2016’da çıkarılan 677 sayılı KHK ile görevine son verilen Bülent Şık, daha sonra da çalışmalarına devam edip, halk sağlığını ilgilendiren nişasta bazlı şeker, obezite, su ve gıdadaki zehirlenmeler üzerinden akademisyen titizliğiyle, seminerler vermeye ve basında bunları açık yüreklilikle yazmaya devam etti. 
Yaptığı çalışmalar ve uyarıcı yazıları sebebiyle toplum ve devlet tarafından ödüllendirilmesi gereken Şık’a tam tersine Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Türkiye’yi kanser eden ürünleri devlet gizledi, biz açıklıyoruz! İşte zehir listesi” başlıklı yazı dizisi nedeniyle ve Sağlık Bakanlığı’nın talebiyle dava açıldı. Ve şimdi bu davanın ikinci duruşması 30 Mayıs’ta İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Bülent Şık birinci duruşmada yaptığı savunmasında: “Bir bilim insanı şirketlere veya kurumlara değil öncelikle topluma karşı sorumludur. Çünkü toplumun sağlığı ve geleceği şirketlerin ya da kurumların kısa vadeli çıkarlarına emanet edilemeyecek ölçüde önemlidir.” Diyerek halk sağlığı etiğinin, bilim insanı sorumluluğunun ve toplumsal adalet anlayışının ne olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyordu.

Bizler Antalya’da yaşayan ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin üyeleri olarak asıl yargılanması gerekenin bu bilgileri uzun süredir halktan gizleyen Sağlık Bakanlığı olması gerektiğini düşünüyor ve toplum vicdanını zedeleyen bu yargılamaya derhal son verilmesini talep ediyoruz.

İmzacı Kurumlar

Antalya Gıda Topluluğu
Antalya Ekoloji Meclisi
Antalya Toplumsal Ekoloji İnisiyatifi
İHD Antalya Şubesi
Alakır Nehri Kardeşliği
Antalya Sahillerini Savunma Meclisi
Antalya Halkevi
Antalya Doğanın Çocukları
Antalya BİZ Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Ar. Der.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Antalya Şubesi
Çağdaş Hukukçular Derneği Antalya Şubesi
Antalya Kent İzleme Platformu
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Şüpheli Asker Ölümleri Derneği
Antalya Halk-Der
Antalya Emek Demokrasi Güçleri
DİSK Antalya Temsilciliği
KESK Antalya Şubeler Platformu
Gıda İş Antalya Şubesi
Devrimci Turizm İş Antalya Şubesi
Tüm Emekli Sen Antalya Şubesi
Eğitim Sen Antalya Şubesi
TMMOB Antalya
Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şubesi
Maden Mühendisleri Odası Antalya Şubesi
İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi
Harita ve Kadastro Müh. Odası Ant. Şb.
Antalya Tabip Odası
Antalya Abdal Musa Derneği
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ant. Şub.
Pir Sultan Abdal Derneği Antalya Şubesi
Antalya Konyaaltı Alevi Kültür Derneği
Antalya BarosuKaş Kollektifi